Gönül Sohbetleri

Amelsiz İlmin Faydası Yoktur / Seyda Muhammed Konyevi

Amelsiz İlmin Faydası Yoktur / Seyda Muhammed Konyevi

Seyda Muhammed Konyevi

“Ey Muhammed! De ki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür” (Zümer; 9)

Kesir b. Kays (ra) şöyle anlatır: “Mescid-i Dimeşk’te Ebu Derda (ra)ın yanında oturuyordum. O’na birisi geldi ve şöyle dedi: “Ya Ebu Derda, Resulullah (sav)in Medine’sinden geldim. Sebebi senin Resulullah (sav)dan naklen anlattığın hadisi şeriftir. Ben ticaret için ya da başka bir iş için gelmedim. Sadece bu hadisi şerifi senden öğrenmeye geldim” dedi.

Ebu Derda (ra): “Demek sadece bunun için geldin” dedi. Sonra şöyle anlattı:

“Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“Bir kimse ilim öğrenmek için bir yola düşerse, Allah-u Zülcelâl cennet yollarından birini ona kolaylaştırır. Melekler onun yaptığından hoşnut olurlar ve kanatlarını indirirler. Gökte ve yerde ne varsa, hatta su içindeki balıklar bile ilim talebesi için istiğfar ederler. Âlimin abide (durmadan ibadet edene) nazaran üstünlüğü, mehtaplı gecede diğer yıldızlara nazaran ayın üstünlüğü gibidir. Âlimler Peygamberlerin varisleridirler.

Peygamberler ne altın, ne gümüş ne de para miras bıraktılar; onlar ancak ilmi miras bıraktılar. Bir kimse eğer bu ilmi alırsa bol nimete kavuşmuştur.”

Her insan için kendisine yetecek kadar ilim öğrenmesi farz-ı ayndır. İnsan bu ilimle nasıl namaz kılındığını, nasıl oruç tutulduğunu, ibadetlerini nasıl yapacağını öğrenir.

Denilmiştir ki ilmin başı sükût, sonrası dinlemek, ondan sonrası hıfzetmek, en sonu da onunla amel etmektir. Bunları kendisi öğrendiği gibi, başkalarına öğretmek de bu işin sonudur.

İlim En İyi Yoldaştır

Sahabe-i Kiram’dan Muaz Bin Cebel radıyallahu anhu şöyle buyuruyor: “İlmi öğrenin, zira Allah için öğrenmek, öğrenene Allah korkusu verir. İlmi talep etmek ibadettir. Müzakeresi tesbihtir. Araştırması en büyük cihattır, ilmi bilmeyenlere öğretmek sadakaların en makbulüdür ilmi ehline vermek ise Allah’a en yaklaştırıcı bir davranıştır. Yalnız kaldığı zaman âlimin en yakın arkadaşı ilimdir. Tenha yollarda ise en emin yoldaşıdır. Dinde delilidir. Genişlikte ve darlıkta sabrı öğretir. Dostlar yanında yardım eden bir vezirdir. Yabancılar yanında ise sana en büyük destektir.”

Kıyamet günü âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanından daha ağır gelecektir. Allah-u Zülcelâl bir kavmi helak etmek istediği vakit, ilmi onların üzerinden kaldırır ve o kavim helak olur. (Neuzibillâh.)
İnsan ancak ilimle takva sahibi olur, ancak ilim ile Allah-u Zülcelâl’e ulaşır. Nasıl dünyada insan bir yere gitmek istediği zaman, o yere giden yolu bilmek zorundadır, yoksa gidemezse, insan da Allah-u Zülcelâl’e ilim ile ulaşır.

Öğrenmek Yetmez, Yaşamak Lazım

Sadece ilmi öğrenmek insan için yeterli değildir. İnsan ilmi öğrenip âlim olsa da, onunla amel etmese; neuzibillâh o insan helak olmuş demektir. Çünkü insan, ilmi Allah-u Zülcelâl’in emri olan namaz, oruç, hac gibi ibadetleri yapmak için öğrenir. Bunları öğrendiği gibi öğretmekle de mükelleftir.

Eğer ilmi öğrenip de amel-i salih yapmaz ise, insan Allah-u Zülcelâl’e karşı gelmiş olur ve rahmetinden mahrum olur.

İnsanın ilim öğrenip de veya âlim olup da amel yapmamasının zararlarına dair, ayet-i kerime, hadisi şerif ve Sahabe-i Kirâm’ın söylediklerinden birçok örnekler verilebilir.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede: “Kendilerine kitap (Tevrat) yükletilen, sonra onu taşıyamayanların durumu; koca koca kitaplar taşıyan merkebin durumu gibidir.” Buyuruyor. (Cuma; 5)

Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselam ise bir hadisi şerifte: “Kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacak (kimse), ilminden menfaat olmayan âlimdir” buyuruyor.

Süfyân-ı Sevrî rahmetullah aleyh: “İlim amelden yardım ister, imdat eder; eğer amel ilime cevap verirse onunla kalır, eğer amel ilime cevap vermezse, ilim onu terk eder” buyuruyor.

Mekmul, Abdurahman’dan dinlediği bir olayı anlatıyor: “Biz Kuba mescidinde ilim tedrisatı yapıyorduk. Biz oradayken Peygamber Efendimiz aleyhisselatuvesselam geldi ve bizi ilim tedrisatı yaparken gördü ve bize: “İstediğiniz kadar ilim öğrenin, o ilimle amel yapmayıncaya kadar, Allah size sevap vermez” dedi.

İşte, buradan da anlıyoruz ki insan sadece ilim öğrenmeyle ecir ve sevaplara erişemez. İlimle beraber amel de yapmalıdır.

İnsanın ilmi ile amel yapıp yapmadığı ise ahirette belli olacaktır. Bu hususta Hz. İsa aleyhisselam: “İlim öğrenip de amel etmeyenin hali, gizli gizli zina yapan kadın gibidir. Çünkü o kadının hali bir müddet sonra belli olur ve yüz kızartıcı bir suç işlediği ortaya çıkar. Âlim de ilmiyle amel etmezse, kıyamet günü onun hali de apaçık ortaya çıkar” diye bizleri uyarmaktadır.

Gerçekten de insan dünyada halini gizlese de, diğer insanlardan saklasa da, Allah-u Zülcelâl’den saklayamaz. Kıyamet günü istese de istemese de onun hali ortaya çıkacak ve bütün insanlar içinde durumu görülecektir.

Dili Âlim, Kalbi Cahiller

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Ashâb-ı Kirâm’a:
-Ben deccaldan ziyade, deccallardan korkuyorum, der. Ashâb-ı Kiram:
-Bu nasıl olur, kimdir bu deccallar? Diye sorarlar. Peygamber Efendimiz:
-İnsanları dalalete götüren âlimlerdir, buyurur.

İşte, insanın ilim öğrenip de amel etmemesinin tehlikesi ve zararı çok büyüktür. Peygamber Efendimiz, hak olanı bilip de buna rağmen insanları dalalete götüren âlimin sıfatını, ‘deccal’ olarak nitelendiriyor.

Hz. Ömer radıyallahu anhu bir sohbetinde:
-Bu ümmet hakkında en çok korktuğum; bilen münafıktır, diyor. Bunun üzerine Ashâb-ı Kiram:
-Ya Emir-ul Mü’minin, insan hem âlim hem de münafık nasıl olur! Diye sorarlar. Hz. Ömer ise onlara:
-Dili âlim, ameli ve kalbi cahildir, diye cevap veriyor.

Usame Bin Zeyd radıyallahu anhu ise bu hususta şunu anlatıyor: “Kıyamet günü bir âlim getirilir ve ateşe atılacaktır. O âlim, su almak için kuyunun etrafında dönen hayvan gibi, bağırsakları dışarı çıkarılmış bir şekilde, etrafında dönecek duracak. Ateş ehli gelip:

‘Ne oldu sana, sen bize hayrı tavsiye edip, şerden nehyediyordun!…’ Derler. O da:
‘Ben size hayrı tavsiye ediyor, fakat kendim yapmıyordum. Şerden nehyediyordum, fakat kendim o şerlere bulaşıyordum’ diyecektir.”

İbn-i Mesud radıyallahu anhu ilim hakkında şöyle diyor: “İlim (Allah’tan) korkudur. Yoksa kof ve çok rivayetleri bilmek değildir.”

Gerçekten de insan, ilmi ile Allah-u Zülcelâl’e yaklaşır. Eğer o ilim insanı Allah-u Zülcelâl’e yaklaştırmıyorsa, insan için o ilim vebaldir, başka bir şey olamaz da.

Allah-u Zülcelâl, bizlere faydalı olacak ilmi öğrenip onunla amel-i salih yapma kuvvetini versin, inşallah. (Amin)

Seyda Muhammed Konyevi

 

happy wheels

konyeviradyo

Kasım 5th, 2014

No Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir